​"Seninle biraz dertleşelim mi? Az önce olanları düşündüğümde, sadece ne yaptığını değil, senin içindeki o güzel insanın bu durumdan nasıl etkilendiğini merak ediyorum.

​Biliyor musun, hayatta yaptığımız her hareket tıpkı durgun bir suya atılan taş gibidir. Taş küçük olsa bile, dalgaları kıyıya kadar ulaşır. Bugün attığın o 'taş', sadece karşındaki kişiyi ya da o durumu etkilemedi; o dalgalar gelip senin nezaketine ve dürüstlüğüne de çarptı.

Şu an içindeki o huzursuzluk var ya? İşte o aslında senin en büyük pusulan. O ses sana, 'Bu ben değilim, bu benim kalbime yakışmadı' diyor. Yanlış düşünmek veya hata yapmak bizi kötü biri yapmaz; ama o hatanın üzerinde durup, 'Birinin canını yaktım ve bu beni de incitiyor' diyebilmek bizi erdemli bir insan yapar.

​Bir düşün... Karşındaki kişi o an neler hissetmiş olabilir? Belki kırıldı, belki kendini değersiz hissetti. Ama en önemlisi, sen kendi değerinden bir parça eksilttin. Çünkü sen, adaleti ve iyiliği temsil eden birisin. Kötülük, insanı başlangıçta güçlü hissettirebilir ama sonunda her zaman yalnız ve boş bırakır.

​Ben senin sadece doğruyu yapmanı değil, doğru olanı hissetmeni istiyorum. İçindeki o pusulayı dinle. O sana şu an ne yapman gerektiğini, bu kırılan durumu nasıl onarabileceğini fısıldıyor. Yanıldığını kabul etmek bir zayıflık değil, aksine bir insanın sahip olabileceği en büyük cesarettir.

​Şimdi, bu düğümü çözmek ve o dalgaları dindirmek senin elinde. Ben senin, kalbinin sesine güveniyorum."