Merhaba,

Rüyamda bu gecenin "şeb-i yelda" olduğunu fısıldıyorlardı bana. Sabah uyandım baktım, sahiden şeb-i yelda.

Yazayım dedim ben de! 😃


Şeb Zaten Gece Demek.

Biliyorum. Ama Şebi Yelda Gecesi deyince kulağa daha hoş geliyor. 😐



21 Aralık 2025



***



Bir de unutmadan yazayım dediğim bir başka mesele var.

Yıllarca özenle kullandığım, el üstünde tuttuğum, bağrıma bastığım duvar saatim bu hafta bozulmuştur. Farklı pillerle denememe rağmen doğru saati göstermiyor. (Kendince güya çalışıyor.)


Niye şimdi bozuluyor diye sordum kendime. Bu gibi şeylere fazlaca anlam yüklüyor, vardır bir hikmeti diye düşünüyorum.


Bu sebeple bugün (Şebi Yelda) itibariyle kendisini yok ediyorum hayatımdan. İmha ve iğfal ediyorum.



Bitişler ve başlangıçlar için en doğru zaman Allah'ın izniyle.

Daha fazla farklı pille denemeyeceğim belki çalışır mı diye.

Saat de öyle sırnaşık ki çok affedersiniz, sağlam pili taktıktan sonra çalışmaya başlıyor resmen. Ne var ki çarkları normal çarklardan yavaş dönüyor olmalı, normal saatler 5 saatte 5 saat ilerlerken kendisi 5 saatte en fazla 3 saat ilerliyor.

Şaka değil, ciddiyim.


E sen de bozuk olduğunu anla artık.

Anladım. Ama sonuna kadar deneyip öyle anladığım için içimde hiçbir ukde bulundurmuyorum şu an. İçim de vicdanım da rahat. Diğer türlü israfa girecekti. Daha çalışan aleti imha etmenin vicdani debdebesini yaşayacaktım belki ömür boyu.


İnsan Ömür Boyu 1 Saati Yaşar mı?

O bensem yaşar evet. Bunun psikolojik bir rahstsızlık olduğunu düşünmüyorum. Bazı objeler dimağımda daha güçlü imgelem barındırıyor olamaz mı?


Bu saatin öyle bir hikayesi var ki.

Annemin 2017'de edinmiş ve atanırsam kendi evimde kullanırım diye saklamış, günü geldiğinde bana hediye etmiş ve benim de yıllarca gönül rahatlığıyla kullanmış olduğum bir saat bu!


Şimdi o yukarıdaki vehminizi tekrar gözden geçirmenizi rica ediyorum. Sizce değer mi değmez mi bir ömür akılda tutmaya?



21 Aralık 2025


***




Bugün 23 Aralık 2025, Salı...

Dün Hatice Ablamla annem pasaport başvurusunda bulundular. Bugünse inşallah Mehtap Ablamla sağlık raporunu çıkaracaklar. Aklım 2 gündür hep onlarda.

Saatimin artık kullanılamaz hâlde olduğunu bütün  kanaatimle kabullendim. Ama şebi yelda gecesinin gündüzünde başlayan ve pazartesi de devam eden bir baş ağrısından muzdaribim. Bugün (salı) oruca niyetlendim. Ama sahurda yediğim peynir&ekmek hâlâ midemi birbirine katıyor. Gece yarısı uyanıp o peyniri hiç yemeyecektim. Ben uyurken niye yemek yedin diye resmen isyan ediyor midem bana. Bu da bana ders olsun. Bir daha niyet etmeden gece yemek yemeyeceğim. Gece öğününü reddeden bir midem var. Sanki ne vardıysa. Altı üstü peynir lan. Midesin sen. Kendine gel!..

Başarısız gece öğünü denemesinin ardından her ihtimale karşı parol içtim. Zira başımı yastığa koyduğumda hâlâ hafif hafif baş ağrısı vuruyordu. 

Kabul ediyorum zor bir gün geçiriyorum. Okuldan sonra elektrikçiye gidip aboneliği üstüme alacağım. Daha fazla kaçamıyorum bu abonelik muhabbetinden. Ev sahibiyle saatleri ayırdık ve artık almam gerekiyor. 😐


Oruç, susuzluk çok sarsıyor beni. Ama Allah'a dayanıp niyetlendim. Orucumu açarken de Sevgili Mehtap Ablama ve kendime hayırlı bir kısmet dileyeyim inşallah.





***




Bu arada ok yaydan çıkmış olabilir. Yayda da olabilir. Her şey olabilir. Her şey umrumda değil. Her şeyi düşünmeden düşündüğümü düşünmeye devam etmek istiyorum bu gece.

Düşündüğümün şekilsel ve niceliksel ana hatlarını vermeyeceğim. Sadece, buna hakkım olduğunu düşünüyorum. Neye? Düşünmeye. Neyi. Bir kalbi. O kadar güzel bir düşünce ki ince bir ruhun tezahürü nazik bir kalbin şekli, dokusu, dokunuş ve duyuşu. Bilgiyle donanmış, ilimle yoğrulmuş, irfanla bezenmiş, incelik ve nezaketten muhkem surette nasibini almış bir ruhun tefekkürü!.. Tahayyül ve tasavvuru. Ah ne kadar muhteşem. Çok muhteşem.. Bir kalp... Çok..

Kalpler, kalplere sığınır aslında burkulunca bir ucundan. En derin ürperişler kement attığıdır aslında kalplerin. 


..


Biraz daha hoyrat hislerin hamurunda yoğuracaktım aslında bu son yazdıklarımı. Çünkü bunu hak ettiğimi düşünüyorum. Çünkü riya kisvesinde yapılan/yazılan edebiyat dahi olsa hoşlanmıyorum, hoşuma gitmiyor. Ben de edebiyat parçalamıyorum bu yazımda. Yalnızca daha artık yazmasaydım yüreğim çatlayacaktı, nasıl desem.

Sanat bence öyle yalınkat öyle samimi olmalı ki, sanatın kendisi bile akıl çeldiriciliğine aldanmasın. Sanat kendiliğinden ve kendi kendine olmalı. Yani. En azından benim için.


İşte sen bu yüzden ünlü bir sanatçı olamadın Rukiye! 

diyenlere de esefle teessüf ediyorum. 😃

Gerçekten hiç öyle bir derdim olmadı biliyor musunuz? Şu sıralar yetenekli gördüğüm bir öğrencimi ciddi anlamda eskiz-anime topluluklarına kazandırmaya çalışıyorum. Ama benim etrafımdan inanın o kadar çok yayınevi-yazar sirkülasyonu geçmesine rağmen yazdığım iki kitabı teşhir etmeyi düşünmedim hiç. 

Böyle daha güvendeler. 😊


...


Biraz daha hoyrat hislerin hamurunda yoğuracaktım aslında bu son yazdıklarımı. Ama yoğuramadım gördüğünüz gibi. Ama duygusal anlamda çok yoğun hislerin kıskacında pelesenkim bu gece. 


Hayatımın en güzel şeyiyle karşılaşmış gibi hissediyorum kendimi. (Bu cümleyi gayriihtiyari en az 5 inci kuruşum.) Onu kaybetmek istemiyorum. Ya olumsuz geri dönüşler yaparsa.


Ama yine de çook güzel..

Kendimi böyle salıvermeme kızar mı acaba.


Ya ne bilim yeminle aşık oluyorum işte

Ok yaydan çıkmış olabilir. Çıkmamış da olabilir. Ama ben bu gece sadece ve uzun uzun Hayatımda Karşıma Çıkan ve Otuz Altı Senedir Beklediğim, Özlemini Kurduğum, Hayalini Düşlediğim O Uzun Uzun Sohbetler Edebileceğim, Beni Gerçekten Anlayacak Ve Onu Anladığım, Uzun Sohbetlerden Sıkılmadığımız O Hayatımın Beklenen En Güzeli....

Cümlem de kalbim gibi buruk oldu. Ama inanın onu bile kurallar nispetinde tanzim edebilecek gayretim yok şu an. O kadar tuttum, o kadar sakladım, bastırdım ki kendimi. En göz alıcı zamanlarında bile kör sağır dilsizi oynadım. Artık yayından çıkan o ok inanın çok da hesabını mukayese edebileceğim bir mesele değil şu andan sonra.

Otuz Altı Yılın En Ama En Güzel Olayını Düşleyerek Uyumak İstiyorum Bu Gece.

İyi geceler arkadaşlar.


24 Aralık 2025

22.10



..



Ben uzun uzun konuştuğumda bana boş gözlerle bakmayan. Gerçekten etrafımda bunu yapan çok az insan var. Çok mu sıkıcı konuşuyorum ben ya. 😕😕


Bazen de ben konuşurken bazı öğrencilerim çok uzaklara dalıyorlar. Söylediklerimin ne kadar delici etki yaptığını o an anlayabiliyorum. Belki hiç söylenmemiş acılarına dokunuyorum o an onların. Ama öğretmen de bunun için var. Onlara sadece ders değil ihtiyacı olan her şeyi vermek için buradayız. O öğrencilerim canımı istese vereceğim geliyor bazen aklıma. Hiç kıyamıyor, onları o kadar çok seviyorum ki.


Özellikle B. travmasını atlatırken, bazen onların gözlerine bakıp "Siz olmasaydınız ben bu travmayı atlatamazdım." diyesim geliyordu. Yüzlerine sevgiyle bakıyorum, bilmiyorum acaba fark ediyorlar mı?

Ha bir de bugün mesemlerle kulaktan kulağa oynadık. Turların birinde çocuğun kulağına "plakam şekil, önümden çekil" dedim. Bunu gerçekten hoca mı söyledi diyor. Ondan önce 3-4 tane hadis fısıldadım. Tabii ki bozdular. 😬😬


İyi geceler arkadaşlar.

Gerçekten Hayatımın En Güzel Olayıyla Karşı Karşıya Olduğumun Farkındayım. Nasıl anlatsam.. Bugün az kalsın ona çarpacaktım. Bunu bile bile yapacaktım. Son anda "Aptal olma Rukiye" deyip yumuşak bir virajla yanından geçtim. Beni o kadar kızdırıyor ki. Çok vurdumduymaz. Çok duyarsız. Ne var sanki konuşsa. Öyle değil şey olarak. Yani, onu hayatımın geri kalanı olarak görmek istiyorum ben. Anlamazlıktan gelmesine dayanamıyorum.

Bu gece çok dağıttım.

Vallahi billahi Hayatımın en güzel olayıyla karşı karşıyayım. Tam 3 saat sıkılmadan dinledi beni düşünebiliyor musunuz? Paranoyalarıma ve serzenişle ciyaklamalarıma tam 3 saat dayandı bu Melaike!..


Ondan sonra bir kez daha konuştuk, sonra da hiç konuşmadık. Çünkü konuşurken çok dikkat çekiyoruz. Ona karşı metanetimi kaybediyorum. Kalmıyor kararım, devreye samimiyetim, çocuksuluğum giriyor. Ama okulda birçok öğrencinin idol aldığı bir öğretmeni oynuyorum. O çocuksuluğumu görmelerine katlanamam. 



Bu gece çok dağıttım. 

İyi geceler.



Geceleyin ok ve yayın muhasebesini yapmayacağımı..

Artık biliyorsunuz. 😶😶


22.30





***





Nöbet Günü..

Perşembe, 25 Aralık.

Aa bugün Hatice Ablamın doğum günü.. 

2 teneffüs 3. Çayım. Bir de şekersiz içmeye alışıyorum artık.






...




Burası 11a. 👇👇


Olay şöyle vukû buldu. Denizhan "Hocam mavi mavi masmavi olmuşsunuz." diyor. Kıyafetimi kast ediyor. Ben de "Yanımda da mavili biri olsa daha güzel olurdu." diyorum ve soruyorum mavili kim var diye.

Sonra bir baktık İrem Nur mavi kot ceket giymiş. Onu aldım yanıma muzip birkaç resim çekildik. Ama bu olurken sınıf da ben de koptuk resmen. Çünkü neyi ima ettiğimi onlar çok iyi anlıyorlar. 😍🙏🙏 İşlerine geleni nasıl da güzel anlıyorlar. Yavru kara pürçeklerim benim. 😃

İşte bugünkü "masmavili" görsellerimiz.

Teşekkürler İrem Nur, teşekkürler Denizhan. Sizi çok seviyorum canlarım. Rabbim korusun sizi temiz kuzular.














..



Bugün ayrıca Antep'in kurtuluşu ve Regaib kandilini hayırla ifa etmeye çalışıyoruz. Bu gece kulun Rabbine rağbetinin artmasına delalet edilen geceymiş. Yani Rabbimizle aradaki en az bir gaflet perdesini kaldırıp bir nebze daha gönlümüze Rabbimizi aldığımız, işlerimizde Rabbimizi daha mürağibane andığımız bir ruh haline vesile olsun inşallah.



25 Aralık 2025






***



Ben bu adama aşık oldum. Kısa net. Nokta bitti. Kesin kes. Şah mat. Ben vuruldum. Çoooook güzel bakışı duruşu her şeyi.. Her şeyi.. Olum öyle mi güzel durulur bakılır lan.




..



Sen Çok Önceden Beri O'na Aşıktın da Kendine İtiraf Edemiyordun Rukiye..

Doğru.. Gerçek bu. Şimdi özgürce duygularımı itiraf etmenin mutluluk veren hafifliğini ve özgürlüğünü yaşıyorum.

Bu arada bunları annemgildeyken yazıyorum. Hani kar yağmadı. Bekliyoruz. 😕

Annemin tabiriyle "Güneş aştı.", yağmur durdu.



28 Aralık 2025

11.16



***